Gelibolu Yarımadası Tarihi Ulusal Parkı

Gelibolu

Milli Park olan Gelibolu bölgesi, Güneydoğu Avrupa (Balkanlar), Ege ve Anadolu olmak üzere üç ayrı kültürel bölgenin kesiştiği noktada yer almaktadır. Bu, her kültürel oluşumun özünde uzak ve ayrı olduğu ve dolayısıyla hepsine marjinal olduğu anlamına gelir. Bu nedenle, yarımada bir sınır veya kültür engel olarak görülmektedir.

Bununla birlikte, bu kültürel ve ekolojik bölgelerin politik ve ekonomik entegrasyonu dönemlerinde, yarımada, önemli bir deniz yolu üzerinde bir buluşma yeri ya da üç yönlü bir kültürel köprü olarak dikkat çekmektedir.

Gelibolu’nun Tarihi

Öncelikle Avrupa ile Asya arasındaki kara köprüsünü kullanan milletler tarafından Gelibolu hava durumu da göz önünde bulundurularak istilalar başlamıştır.  Avrupa’dan Trakyalılar, Asya’dan Persler, Büyük İskender, Avrupa’dan Galatyalılar ve Bizanslılar için yarımada kültürel bir köprü oluşturmuştur. Daha istikrarlı zamanlarda, yarımadanın doğu kıyılarını sınırlayan Boğaz, Asya ile şehir devletlerinin ve örneğin Hititlerin ve Miken’lerin erken imparatorluklarının gelişmesine izin veren Avrupa ve Asya arasında kültürel bir engel olarak gelişmiştir.

1915’te Çanakkale ve Gelibolu savaşları, Müttefik kuvvetlerinin İstanbul’u ele geçirmesini, Osmanlı İmparatorluğu’nu felç etmesini ve belki de parçalamasını engellemiştir. Truva Savaşı’ndan Birinci Dünya Savaşı’na kadar, askerler her zaman yarımadayı kontrol etmek için yarışmışlardır. Zaman içinde değişen tek şey milletler, ordular, komutanlar ve kahramanlar olmuştur.

Bölgeyi kapsayan geniş çaplı ulusal ve uluslararası anma hizmetleri bulunmaktadır. Sadece Türkler değil, Avustralyalılar ve Yeni Zelandalılar da Gelibolu savaşlarını ve kaybettikleri insanlar anmak için her sene bölgeye gelirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir